Sana Hasan’dan söz etmiştim. Onunla sıkça Kale’ye çıkarız. Bunu da biliyorsun. Orada iyi hissederiz kendimizi ya da kötü, ne fark eder! Hissetmek söz konusu olduğunda bu ikisi aynı şeydir. Bir gün Hasan Kale’de bana, yalnızca yirmi bir yıl yaşadığı halde nasıl olup da binlerce yıl sevgisiz kalmış gibi hissettiğini sormuştu. Yanıt olarak gidip sarıldım ona. Kollarıma güvenirim, sıskanın teki de olsam!

Veciz Sözler / Barış Bıçakçı

31 Ağustos 2014. Sağ ol M.

Umut dolu bu sırrımız. İnanıyorum. 

03.09.2014

Bilmek istemedikçe var huzur. Bunu bile bile bilmek istedim yine.
Bilememişim.

30.08.2014

Kendim için çabalamalarım bitmiş, benden farklı olan diğer insanları tanımak ve onların da dünyalarını keşfetmek istiyordum. Üzerimdeki çekingenliği de atmıştım ve her zamanki gibi gülümseyerek başlatmıştım arkadaşlıkları. Sessiz dünyalarını aralayıp,kendimi de dahil etmek istiyordum. İşaret dili öğrenmeye başladığım zamandan bu yana ilk kez bu kadar işitme engelli ile aynı ortamdaydım. Yıllar önce yarım yamalak bildiğim ingilizcem ile Amerika’ya ilk gittiğimde heyecanımdan cümleleri toparlayamamış ve ilk başta yaşadığım çekingenliği yine yaşıyordum. Oysa hiçbiri bir yabancı gibi değildi. Bıkmadan usanmadan anlamadıklarımı tekrar ettiler. Onlar için biz çabaladıkça onlar bizden çok çabalıyorlardı. Hayatımın en ilginç ve keyifli günlerinden birini yaşamıştım.

29.08.2014

Hayır dostlarım, hayır. Bunu tek ben yaşıyor olamam. Gördüklerime, duyduklarıma inanmamalıyım. Ah, bilmiyor muyum insanlar ne kadar ketum, ne kadar samimiyetsiz ve iki yüzlü. Öyleyse bu gece Tanrı’ya olan inancımı yeniden kaybediyorum. Kendime olan inancımı kaybetmenin yanında Tanrı inancının da lafı mı olur zaten dostlarım. 

Ah dostlarım, içimin karasını dağıtmak için daha kaç kedi sevmem, kaç ağaç altından geçmem gerek? Kaç kez içime çekmeliyim deniz kokusunu? Kanayan dudaklarım kaç kez daha yenileyecek kendini? Peki ya dostlarım, kalbim de dudaklarımın yenilenme hızına ayak uydurabilecek mi?

25.08.2014 / 01.47 

Sebze yiyelim, sebze konuşalım. 

Süt yapımı kumpirler. 

Süt yapımı kumpirler. 

“Ve ben, bu gece, yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında hiçbir şeyin önemi kalmadığı için kişinin ölmek isteyebilmesini anlıyorum. Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. Katlanır bunlara, yazgısını benimser, iyice yerleşir içine. Saygı görür. Sonra, bir akşam, hiç: bir zamanlar çok sevdiği bir dostuna rastlar. Dostu biraz dalgın konuşur onunla. Eve dönünce, adam kendini öldürür. Sonra gizli dertlerden, bilinmeyen acılardan söz edilir. Hayır. İlle de bir neden gerekirse, dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini. Böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni. ”

 -Tersi ve Yüzü / Albert Camus 

yüzde doksan süt usulü ”evde ne varsalı vejetaryen türlü”

Uzun bir süreden sonra yalnız başına kahvaltı keyfi. Yalnız da hiç kahvaltının keyfi olur mu demeyin sakın. Neşeniz yerindeyse şarkı söyleye söyleye kendiniz için bir şeyler hazırlamak harika bir duygu. Gün içinde kendimi şımartmaya devam edeceğim. Edeceğim ki mutluluğum pekişsin. 
19.08.2014

Uzun bir süreden sonra yalnız başına kahvaltı keyfi. Yalnız da hiç kahvaltının keyfi olur mu demeyin sakın. Neşeniz yerindeyse şarkı söyleye söyleye kendiniz için bir şeyler hazırlamak harika bir duygu. Gün içinde kendimi şımartmaya devam edeceğim. Edeceğim ki mutluluğum pekişsin. 

19.08.2014

Her yol böyle güzel değil biliyorum. Gitmek istemiyor muyum yoksa gitmeyi çok mu arzuluyor da kendime itiraf edemiyorum? 

17.08.2014

Her yol böyle güzel değil biliyorum. Gitmek istemiyor muyum yoksa gitmeyi çok mu arzuluyor da kendime itiraf edemiyorum?

17.08.2014

Dudaklarını büzmüş tıpkı bir çocuk gibi geliyor, siniri yatışmış. Traş olurken oluşan kesiklere ne yapabilirim diyor ilk kez kanla karşılaşırcasına. Kadın önemsiz bir şey olduğunu bilmesine rağmen pamuğa dezenfektan döküp yavaşça siliyor, annesinin yıllar önce kanayan dizlerini sildiği gibi. Gözleri dolu dolu gülümsüyor. Salt huzurla uyumak için ninni tonunda tamam diyor.

"Tamam, inanıyorum."

Bazen olmaması gereken yerlerde, olmaması gereken kişilerle olduğuna inanıyor. Samimiyetleri dışında tartışmanın aslında onun da hoşuna gittiğinin farkında olduğuna da inanıyor. Zaman zaman giderse yapamayacağına, zaman zamansa daha iyi olacağına inanıyor.

Annesinden gördüğü gibi sarılıyor sıkıca, suçluyken bile o masum çocuksu bakışlarına karşı koyamayan annesi gibi oluyor. Annesine benzeyerek büyüyor. Annesinin kaderini taşıdığını biliyor.

10.07.2014

Ancak ölmektense birine yük olmanın daha iyi olduğu düşüncesindeydi. Ama bu, bir tek şeyi kanıtlıyordu : herhalde şimdiye değin hiç kimseye yük olmadığını.

Albert Camus / Tersi ve Yüzü

"Kişi susar, sessizliğin basitliğine yerleşir, evrene oradan bakar, durum işte o zaman başlar aydınlanmaya."

Albert Camus