"Kişi susar, sessizliğin basitliğine yerleşir, evrene oradan bakar, durum işte o zaman başlar aydınlanmaya."

Albert Camus 

Cumhurbaşkanı adayım Kedilettin Miyavoğlu.

Cumhurbaşkanı adayım Kedilettin Miyavoğlu.

Kpss’yi iyi kötü atlatmış, birkaç gün dinlenmiş ve bir şeyleri garantilemek için dur bir de banka sınavlarına çalışayım diyen Süt’ün artık devreleri yanmıştır. Nasıl bir rüyanın içine daldıysam artık gece, sabahına daldığım gibi çıkmışım da hatırlamamışım, bana anlattıkları ile gülmekten yerlere yatmışım. 

Süt: (M. dürtülür) Mikro mu makro mu?
M : Ne mikrosu ne makrosu süt, bilmiyorum ben.
Süt: Bir şey de bildiğin yok zaten. (Sinirle M’ye sırt çevrilir)

Daha sonra,

Süt: Ellerime dokunma yeni oje sürdüm. (tırnaklar ojesiz)
M: Ne zaman sürdün?
Süt: Sabah sürdüm.

Mikroyla makroyla cebelleşen süt hanım kızımız bakımından da geri kalmıyor rüyada bile olsa.. 

23.07.2014

Yine boşalttı tüm şişeleri hem de hiç düşünmeden, acımadan. Kaç şişeyi döktü sayamadı. Ortada yanlış bir şey yoktu. Geçmişten gelen tüm acılardan kurtulmaya çalışıyordu sadece. Yine bir temmuz gecesiydi, yine bir kasım, yine bir aralık gecesi… Yinelerin hep yinelenmesinden korkarak birer birer boşalttı şişeleri. Kapattı yarım kalan filmi, yine de yanında uyumaya çalıştı. 

21.07.2014

"Ne de sevecendin ey sevgili, ey biricik sevgili!
Ne de sevecendin yalan söylerken."

Furuğ Ferruhzad

Her ne kadar yoğunluktan şikayet etsem de boşluğa düşünce yine de özlüyorum tempolu günleri. 

Spor bugün kaldığı yerden başladı, yarın da işaret dili kursu başlıyor ama sabahın erken saatlerinde önce bir sinemaya gitmek gerekiyor uzun bir aradan sonra. 

07.07.2014

kpss

Kendimce küçük bir değerlendirme yapacak olursam,

Türkçe ve matematik geçen seneye nazaran kolaydı. Özellikle Türkçede iki şık arasında kalınabilecek fazla soru yoktu keza sözel mantık vitamin sorusuyla kıyaslanamazdı bile. 

Türkçenin sonlarına yaklaştığımda biraz biraz rahatlamış, heyecanımı yenmiş ve neredeyse telefon kulübesinde halay çekme kıvamına gelmiştim. Matematik de iyiden hallice geçmiş ve sıra en çok çalıştığım 4 farklı soru bankası bitirdiğim, 100’ü geçkin deneme çözdüğüm için kendime en çok güvendiğim kısma gelmişti. Tarihe. Evet ben hayatımda ilk kez tarih çalışıyordum ve her şeyi sıfırdan öğrendiğim için herkesten daha çok çabalamam, her dersten daha fazla çalışmam gerekiyordu. Elimden gelenin çok çok fazlasını yaptım. Tarih alt yapım olmadığından birçok soruda ilişki kuramayıp dersane hocalarımı bıktıracak derecede onlara sorular sordum. Üzerine gittim. Çok soru tipi gördüm. Artık tarihi sevmeye de başlamıştım ve gayet güzel net elde ediyordum. 

İlk sorudur dedim Şehname’li soruyu boş geçtim, sıralama kötü olmuştur deyip moralimi bozmadan diğer soruya geçtim. Hiçbir şey yapamıyordum ve ilk kez duymuş olduğum gaziyani rum ile karşılaştım. Terimin kökenlerinden yola çıkarak gaza ile ilgili olsa gerek diyerek bir sonuca varmaya çalıştım. Atatürk döneminden çok nadir soru kaçırıyordum ve Atatürk’ün adının dahi geçtiği bir soru yoktu. Her sene çıkan ilke, inkılaplar, kongreler yerine cumhuriyet dönemi demir yolları ile sidik yarıştırılmak için sorulan sorular vardı. 

Günceller beklediğimden kolaydı, belki Nepal ile Tibet zorlayıcı idi. Önce Nepal işaretleyip yaklaşık bir matematik sorusunda kaybedeceğim zaman kadar düşünüp nereden alaka kurup gittiysem budizme doğru yola çıkıp çatıyla birleştirince son kararımı Tibetten yana vermiş oldum.

Özel sektör beni bekler mi beklemez mi bilemiyorum ama insana en çok koyan da emeklerinin karşılığını alamamak. Zor sorulsa, zordu yapamadım derdim, daha çok çalışmalıymışım yeterli olmamış derdim ama müfredat dışına çıkmak söz konusu olunca bu adaletsizliğin karşısında insan lanet ediyor yaşadığı ülkeye de bu sisteme de. 

Sınav açık açık akp politikalarının yansıması şeklindeydi. Sovyet Rusya olması gereken cevabı bile Rusya yazmışlardı. Oysa son gün arkadaşlarla güncellerden ne gelebilir diye adeta beyin fırtınası yapmıştık ve değişen bakan adlarını ezberlemeye çalışan arkadaşlara, boşuna kasmayın bile bile hatırlatmazlar rezilliklerini onların yerine yol, tünel, havaalanı sorarlar güncele dedim. Kısmen de olsa tutturdum güncel yerine tarihte, coğrafyada sordular politikalarını.

Bu olmadı, sırada b ve c planları…

05.07.2014

Saat gece 10 suları, hava sıcak, balkon kapısı açık odada ders çalışıyorum. Bir ses bölüyor dersimi “kusuruma bakmayın rahatsız ediyorum ben..” diyor. Adını soyadını söylüyor, kimliğimi göstereyim kontrol edin diyor. Öyle bağırıyor ki evin içinde yankılanıyor sesi. Dinlemeye devam ediyorum. İlaç parasına ihtiyacı olduğunu ve ilacın 140 tl olduğunu söylüyor.

"Annelerim, babalarım 140 tl ilaç parasına ihtiyacım var adım soyadım…"

10 dakika ya geçiyor ya geçmiyor. Ses yankılanıyor yine “135 liraya ihtiyacım kaldı.”

Acaba doğru mudur değil midir demeye kalmadan babam da aşağıya inmeye karar veriyor. Ses yine devam ediyor. Git gide miktar azalıyor. Sürekli ismini tekrarlıyor, kontrol edin diyor.

Yaklaşık yarım saat susmadan aynı cümleleri tekrarlıyor, para miktarı da değişmemeye başlıyor. Balkona çıkıyorum ve açık olan pencereler kapanıyor.

"Annelerim babalarım hayvanlara bile merhamet gösteriyorsunuz yardım edin yalvarırım size."

Gerçek mi bilmiyorum fakat yalan bile olsa saatlerce sokak ortasında bağırarak yalvarmak kolay olmasa gerek. Nasıl bir sistem bu böyle ne kadar adaletsiz. İnsan artık üzülmekten ziyade utanç duyuyor.

27.06.2014

İlk kez sizlerden reblog yapmanızı rica edeceğim.

Bu sabah çöpün yanında iki tane yeni doğmuş kedi bulduk ve bir süre annesinin gelmesini bekledik. Gelen bir kedi olmayınca da kafese koyup veterinere götürdük. Henüz göbek bağları da durmakta. Çok minik oldukları için anne sütü harici içemediklerinden özel toz karışımı ile besliyoruz. Ve yine öğrendik ki tuvaletlerini anneleri o bölgeyi yalamadan yapamıyorlarmış o yüzden ıslak pamuk yardımıyla süt içirdikten sonra çişini yapması için cinsel organını ovuyoruz. Ayrıca yeni doğmuş kediler annelerinin sıcaklığını ve kalp atışını hissetmediklerinde ölebiliyorlarmış, görmüş olduğunuz örtülerin birinin altında sıcak su torbası diğerinde ise tik tak diye ses çıkaran bir saat koyduk.  Şimdilik apartmanda bakıyoruz ancak yaklaşık 1 ay sonra büyümeye başlayacaklar ve içeride yetiştiklerinden çok daha hassas ve korunmasız olacaklar. Benim kedim olduğu için eve alamayacağım ve onları o halde sokağa bırakmak da ölüme terk etmekle eş değer. Yaşamalarını umarak onlara kalıcı bir yuva arıyorum. sabırlı ve az da olsa bakabilecek maddiyata sahipseniz arayın lütfen. Öğrenciliği bittikten sonra başka şehire gideceklere sahiplendirilmeyecektir.

İletişim için mesaj kutumu kullanabilirsiniz. 
Şehir : İzmir

"Senin içinde bir tane daha süt var seni korumaya çalışan." demişti psikolog yıllar önce. Olan biten her şeye müdahale eden bir kız daha… O kızdan kurtulmaya çalıştıkça gördüğüm zararlar bizi yine bir araya getiriyor. Alacağım tatlar, huzurum ve de güven duygum karşılığında beni koruyor. Şimdi sadece ona sığınıp ondan acımasız ve bencil olmayı öğrenmeye çalışıyorum. Yoksa yok olacağımı biliyorum.

Günleri korkuyla saydığından beridir takvimler düşmanı. 00.03

İki gündür aradığım köpeği bu akşam eve dönerken buldum. İki gün önce gördüğüm gibi yine çöpten çöpe koşuyordu. Eminim, o bizler gibi zayıf olmak için diyet yapmıyordur. O zayıflığına o açlığına rağmen başını okşamadan mama yemeye başlamadı. 
08.06.2014

İki gündür aradığım köpeği bu akşam eve dönerken buldum. İki gün önce gördüğüm gibi yine çöpten çöpe koşuyordu. Eminim, o bizler gibi zayıf olmak için diyet yapmıyordur. O zayıflığına o açlığına rağmen başını okşamadan mama yemeye başlamadı. 

08.06.2014

Tatlı yiyelim tatlı konuşalım. 

(131 kez oynatım)

gece oldu mu canlar yanmalı. 

Belli bir yaştan sonra edindiğim kütüphanede ders çalışma alışkanlığından mütevellit dünyanın çeşitli yerlerindeki kimi sade, kimi şaşalı kimi devasa büyüklükte olan bu mükemmel kütüphaneleri görme isteğim de artıyor.

Bu fotoğraflara bakarken merakıma da yenik düşüyorum. Acaba orada bulunan insanlar da başka kimseyi düşünmeden kütüphanede hunharca parfüm sıkıyorlar mıdır?

En kısa zamanda gerçekleştirmek üzere adrenalin dolu uğraşlar bakarken aklıma düştü. Hala inanmakta zorluk çekiyorum ama şu zımbırtıya da bindim ya üstelik en önde. Şimdi izlerken kendime hayret ediyorum, yaşım ilerledikçe cesaretimi kaybetmekten korktuğumdan heyecan verici ne varsa hepsini hemen gerçekleştirmek istiyorum. 

2012 / Stratosphere Las Vegas